Bilim ve Teknolojinin Gelişmesinde İletişimin Önemi Nedir

Günümüze yaklaştığımızda ise, bilimin gelişmesi ve iletişim kanallarının gelişmesi birbirini sürekli besleyen bir döngü haline girmiştir. Radyo, televizyon, Gazete, internet gibi iletişim kanalları, insanların mesafe gözetmeksizin her türlü bilgiye kolayca erişebilmesini sağlamaktadır.

Ancak bu sürekli artan bilginin tamamı doğru demek değildir. İnsanlar bu iletişim kanallarında gördüğü her türlü bilimsel bilgiyi sorgulamadan kabul etmemelidir.

Örnek vermek gerekirse 1 Nisan 2008 yılında İngiltere’nin Resmi Haber kanalı BBC’nin Uçan Penguenler adlı haberine inanan birçok kişi ve haber kanalı bu bilgiyi doğru varsayarak kendi gazetelerinde yayımlamıştı.

 

ucan-penguenler

http://www.bbc.co.uk/nature/life/Flying_ace

Burada önemli olan, eğer bilimsel bilginin doğru olduğu düşünülen bir kanaldan geldiği varsayılırsa insanlar tarafından kabul edilmesi daha kolay olmaktadır.

Günümüzde bilimsel araştırmaların çoğu eski bilgilerin farklı kaynaklardan toplanıp, bilim insanının kendi fikirlerini ve bilgisini de dâhil ederek yeni bir ürün çıkarması üzerine dayanmaktadır.

Eski kaynaklara ulaşmak için ise bilimden yararlanmak günümüz şartları açısından en mantıklısıdır. Hazırlayacağımız bir ödev için 20 yıl önce kütüphaneden kitap karıştırmamız gerekirken, bugün aynı konudaki bilginin kat kat fazlasına bilim sayesinde oturduğumuz yerden ulaşabilmekteyiz. Ancak 2 durumun da kendine göre dezavantajları bulunmaktadır. Kütüphaneden erişeceğimiz bilgi o günün şartlarında kesin bir bilgi sayılabilecekken, internetten ya da televizyondan duyduğumuz her bilgiyi doğru olarak kabul edemeyiz. Bir başka yönden ise Bir konu ile ilgili her kaynağa tek bir kütüphaneden ulaşamazken, internet sayesinde o konu hakkında paylaşılan tüm bilgilere kolaylıkla ulaşabilmekteyiz. Ancak daha önceden söylediğimiz gibi bilginin doğru olup olmadığına karar vermek tamamen alıcıya bağlıdır.

Büyük şirketlerin bünyelerinden birçok bilim insanı bulundurması, hem personel içi iletişimi hızlandırmakta, hem de personelin üretkenliğini artırmaktadır. Ancak bu durumun bilimin tekelleşmesine ve iletişim kanalıyla başka insanlara ulaşmasını da engellediğini söyleyebiliriz.

Şimdiye kadar bahsedilen bilimin sayısal yönüydü. Ancak, sayısal yönü kadar önemli bir etkiye sahip olan ve yakın geçmişe dair oldukça önemli bilimsel veriler sunan Sosyal Bilimlerin yeri de unutulmamalıdır.

Sosyal Bilimlerin içinde yer alan İletişim bilimleri, Eğitim bilimleri, Dil bilimi, Psikoloji, Hukuk gibi pek çok alt dal gelişimini kendi alanları içinde sürdürdükleri etkili iletişime borçludurlar.

Her bilim dalının gelişimi kendi alanı ve diğer alanlar arasındaki ilişkiye bağlıdır. Bir ilişkinin olacağı her yerde iletişiminde olacağını söylemiş olursak yanılmayız.

İnsanların kendi aralarında iletişim kurması için sembolik bir dile ihtiyacı vardır. Bir matematikçi başka bir matematikçiye iletişim kurarken bu semboller matematiksel semboller olurken, Bir öğretmen sahip olduğu bilgiyi öğrencisine aktarırken harf şeklindeki sembolleri kullanır. Bir bilgisayar ise başka bir bilgisayarla iletişime geçerken 1 ve 0 ları kullanır.

İlk insanlar iletişime geçmek için sözel ifadeleri kullanırken uzak mesafelerle iletişime geçmek için dumanla haberleşiyorlardı. Bilimin gelişmesiyle beraber; yazı, gazete, radyo, televizyon ve internet keşfedilmiştir. Her keşif sonucunda bu keşifler iletişim alanında kullanılmıştır.

Yazar hakkında

merter

Tüm gönderileri gör

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir