Realist Eğitim Felsefesi Açısından Eğitim

  Realist Felsefe Açısından Eğitim

Realist felsefenin öğretim programının amaç boyutunda şu görüşlere yer verilebi­lir. Realist eğitimde genel amaç, bireyin topluma uyumunu sağlamaktır. Bu bağ­lamda yeni kuşaklara kültürel mirası aktarmak, insanı toplumsal yaşama hazırla­mak, mutlu ve erdemli kılmak bu temel amacın alt amaçları olarak sıralanabilir. İs­tendik davranışların ölçütleri, toplum ve doğaya uyum sağlamak için bireyi bilgi ve becerilerle donanmış hâle getirmektir (Kazu, 2002, s. 73). Realistler genelde her kurumun toplumda özel bir rol ve bir işlevinin olduğunu ifade ederek okulun te­mel görevinin bilgi, kültür aktarmak, araştırıcılığı ve zihinsel gelişimi sağlamaya öncelik vermek olduğunu ileri sürerler (Üstüner, 2002, s.103). Eğitimin amacı ço­cuğu kendine özgü özellikleriyle çevresinden kopuk bir kişilik haline getirmek de­ğil; fiziksel ve kültürel çevreyle her yönden uyumlu hoşgörülü bir birey haline ge­tirmektir (Türer, 2009, s. 28). İçerik ve konu açısından realist felsefe öğrenci değil “konu” merkezli çalışmayı amaçlar. Tıpkı idealizmdeki gibi konu alanı merkeze alan eğitim programları benimsenir. Ancak en önemli fark realist programda konu­ların mantıklı bir düzen içinde sınıflanarak belirli disiplinlerle verilmesidir. Nitekim okullarda disiplinlerin alt disiplinlere ayrılması realist programın bir izdüşümüdür (Helvacı, 2007, s. 94). Öğretme- öğrenme süreçleri bakımından şu özellikler öne çıkmaktadır. Realizmin eğitim programı anlayışına göre amaç; insanın doğaya, top­luma uyum sağlamasını gerçekleştirecek davranışlar olduğundan, eğitim durumla­rı doğaya ve topluma uyum sağlamak için gerçekleştirecek davranışlar olmalıdır. Realist eğitim anlayışı da insan aklını öne alır ve konu alanını merkeze alan prog­ram anlayışını benimserler (Türkçe Bilgi, 2007). Bu durum okullarda fizik, kimya, biyoloji ve matematik vb. derslerin esas alınmasını gerektirir. Realizmin eğitim an­layışı, bireyi toplumsal gerçekliğe göre hazırlamayı amaçlar. Bu nedenle gerçekli­ği anlayıp, öğrencilerin yaşama uyum sağlamalarına çalışır. Öğretmen düz anlatım, gözlem, tartışma ve deney yoluyla kültür ve bilgi aktarmacılık işlevi yüklenir (Üstüner, 2005, s. 103). Realist eğitim bir ölçüde tutucudur; bireysel ilgi ve moda tü­ründen geçici beğenilere değil, insanlığın kalıcı nitelikte saydığı bilgi, beceri ve davranış birikimine ağırlık verir (Yıldırım, 1991, s. 51). Realist programın öğret­men, öğretilecek bilgi ve öğrenci olmak üzere üç öğesi vardır ve öğrenme süreci sıkı tutulmalıdır (Terzi, 2008, s. 63). Ölçme değerlendirme bakımından realist felse­fenin bakışı şu biçimde özetlenebilir. Realistler öğrencilerin uygulama, gözlem, de­ney vb. çalışmalarla değerlendirilmesini de amaçlar. Bu noktada öğretmenin öne­mi büyüktür. Çünkü öğretmen yaşamı bilen ve öğrenciyi tanıyan olarak; öğrenciyi yaşama hazırlamakla görevlidir (Büyükkaragöz ve diğerleri, 1998, s. 68). Realist felsefeye göre öğretmen, eğitimde mutlak otoritedir ve konuya bağlı öğretmen odaklı bir sürecin yöneticisidir. Öğrenmenin sorumluluğu öğrenciye aittir. Ancak okulun işlevi öğrencilerin zihinsel gelişimini sağlayarak kültür odaklı bilgi ve be­ceri sahibi kılmaktır (Arslantaş, 2009, s. 90).

Genel olarak bakıldığında realist eğitimcilik anlayışı, eğitimin işlevini kişiyi şu ya da bu yönde koşullandırma çabası yerine doğal ve kültürel çevresine uyumlu hale getirme çabasıdır. Bu bağlamda çevreyi tanıma, öğrenme, ideal bir dünya kur­mayı değil gerçek dünyayı anlamaya ve onu değiştirmeden öğrenilmesini amaçlar (Yıldırım, 1991, s. 51).

Yazar hakkında

merter

Tüm gönderileri gör